Türkiye'nin Yerşekilleri - KPSS






Türkiye'nin coğrafi yapısı son derece çeşitlidir ve bu çeşitlilik, farklı yer şekillerinin ve doğal özelliklerin ortaya çıkmasına olanak tanımaktadır. Düz alanlar, genellikle tekdüze bir görünüme sahiptir ve bu bölgelerde tarım alanları geniş ve düzdür. Tarımsal faaliyetlerde makinelerin kullanımı kolaydır ve yol inşaatı daha ekonomik bir şekilde yapılabilir. 

Bu tür düz bölgelerde tarımsal nüfus yoğunluğu genellikle daha düşüktür ve iklim ile bitki örtüsü kısa mesafelerde pek fazla değişmez. Ayrıca, gerçek arazi ile harita üzerindeki yüzey arasındaki yükseklik farkı da belirgindir. Türkiye’deki düzlükler arasında en dikkat çekeni Güneydoğu Anadolu’dur, ardından İç Anadolu Bölgesi gelir. Konya, Ergene ve Orta Fırat gibi bölgeler bu düzlüklerin örneklerindendir.

Türkiye'nin ortalama yüksekliği daha fazla olan bölgelerinin özellikleri:

  • Haritada kahverengi tonlarının hakim olduğu alanlardır. 
  • Bu bölgelerde sıcaklıklar daha düşüktür ve sıcaklık farkları yüksektir. Ayrıca, gerçek sıcaklık ile indirgenmiş sıcaklık arasındaki fark da oldukça fazladır. 
  • Bu yüksek bölgelerde akarsuların akış hızı, aşındırma gücü ve hidroelektrik potansiyelleri yüksektir. 
  • Kış aylarında karın yerde kalma süresi ise daha uzundur. 
  • Türkiye'nin en yüksek bölgeleri arasında Doğu Anadolu öne çıkar, özellikle Yukarı Murat-Van bölgesi en yüksek yükseltinin görüldüğü yerdir.

Türkiye'nin en yüksek ortalama yükseltilerine sahip bir diğer bölgesi ise Marmara’dır, ancak burada Uludağ dışında herhangi bir volkanik dağ bulunmaz. Marmara’daki dağlar genellikle 500 metre ve daha düşük yüksekliklere sahiptir, bu da bölgedeki hidroelektrik üretim potansiyelini sınırlamaktadır.

Dağlar ve Özellikleri

Kuzey Anadolu Dağları Karadeniz ve Marmara bölgelerinin dağ sıralarıdır. Kaçkarlar, Giresun Dağları, Canik Dağları ve Ilgaz Dağları gibi dağlar bu gruba dahildir.

Toros Dağları Batı, Orta ve Güneydoğu olmak üzere üç ana kısma ayrılır. Batı Toroslar arasında Sultan Dağları ve Bey Dağları yer alırken, Orta Toroslar içinde Aladağlar ve Bolkarlar gibi dağlar bulunur.

Amanos Dağları Akdeniz Bölgesi'ndedir ve kırık bir dağ sırasıdır. Bu dağlar horst yapısına sahiptir, buna karşın Amik Ovası bir graben yapısına sahiptir.

Canik Dağları Orta Karadeniz'de yer alır ve kıyıya paralel bir konumda olmalarına rağmen, diğer dağ sıralarına göre daha düşük yükseltilere sahiptir. Bu dağlar, yağış miktarını azaltır ve delta oluşumunu kolaylaştırır.

Dağların Kıyı Şeridine Dik Uzandığı Bölgelerdeki Özellikler

Dağların kıyıya paralel ve dik uzandığı bölgelerde bazı belirgin farklar görülür. Bu alanlarda kıyı ile iç kesimler arasındaki sıcaklık, yağış ve bitki örtüsü farkı daha azdır. Ayrıca, bu bölgelerde ulaşım maliyetleri düşük olup, geçitler daha az kullanılır. Kıyı çizgileri genellikle girintili-çıkıntılıdır, bu da koylar, körfezler, doğal limanlar ve adaların sayısını artırır. Bu durum, ticaret ve liman faaliyetlerini de teşvik eder. Kıyı bölgelerindeki akarsuların çoğu, karstik özellikler taşıyan arazilerden geçtiği için delta oluşumları nadiren görülür.

Volkanik Dağlar ve Önemi

Türkiye'nin volkanik dağları, iç Anadolu'dan Doğu Anadolu'ya kadar geniş bir alana yayılmaktadır. 

İç Anadolu’da, Erciyes, Hasan Dağı, Melendiz, Karadağ gibi dağlar bu volkanik sıralara örnektir. 

Doğu Anadolu’da ise Nemrut, Süphan, Tendürek ve Ağrı Dağları yer alır. Bu dağlar genellikle kuzeydoğu-güneybatı yönlü kırık hatlar boyunca uzanır. Ayrıca, Güneydoğu Anadolu'da Karacadağ gibi yaygın volkanik dağlar bulunur ve bu dağın geniş bir alana yayılmasına, magmanın akışkan özelliği neden olmuştur.

Ege Bölgesi'nde ise Kula volkanları, Türkiye'nin en genç volkanik alanlarından biridir ve burada tarihsel öneme sahip arkeolojik buluntulara rastlanmıştır.

Volkanik alanlar, tarım açısından verimli topraklar sağlar, özellikle bağcılık ve yumru kök bitkilerinin yetiştirilmesine uygun koşullar yaratır. Ayrıca, bu alanlar turizm açısından büyük bir öneme sahiptir, örneğin peribacaları gibi doğal oluşumlar ve kış turizmi için elverişli yerler sunar.

Platolar ve Ovalar

Türkiye’de platolar genellikle IV. jeolojik devirdeki toptan yükselme ile oluşmuş ve zengin bir akarsu ağına sahip olmuştur. İç Anadolu, bu platoların en yaygın olduğu bölge olup, büyük bir alan kaplar. Türkiye'deki ovalar da farklı özellikler gösterir. Ovalarda yoğun tarım uygulamaları, aşırı sulama ve endüstriyel atıklar gibi kirleticilerin etkisi büyüktür. Batı bölgelerinde bu kirlilik daha fazlayken, doğuya doğru azalır.

Fay Hatları ve Doğal Kaynaklar

Türkiye'deki aktif fay hatları, deprem, sıcak su kaynakları, jeotermal enerji potansiyeli, kaplıcalar gibi doğal kaynakları etkiler. Bu fay hatları sağlık turizmi ve volkanik arazilerle ilişkilidir. Türkiye’nin en durgun tektonik bölgeleri ise Tuz Gölü çevresi, Sinop, Ergene gibi alanlardır.

Sonuç olarak, Türkiye'nin doğal yapısı ve yer şekilleri, hem tarım hem de turizm açısından büyük bir potansiyele sahiptir. Bu çeşitlilik, ülkenin ekonomik faaliyetlerini ve doğal zenginliklerini şekillendirir.



Akarsuların Özellikleri

Menderes, akarsuların eğimin azaldığı bölgelerde oluşturduğu bir şekildir ve hem aşındırma hem de biriktirme süreçlerini içerir. Akarsular eğim kaybettiğinde daha yavaş akarlar ve bu sırada kıvrımlar oluştururlar. Bu kıvrımlara "menderes" denir. Özellikle Ege'deki grabenler içinden akan akarsular ve bazı diğer akarsuların delta ovalarında menderesler bulunur. Mendereslerin oluştuğu akarsuların özellikleri şunlardır:

  • Eğimleri azalmıştır.
  • Akış hızları düşmüştür.
  • Aşındırma güçleri azalmıştır.
  • Hidroelektrik potansiyelleri düşmüştür.
  • Yük taşıma kapasiteleri azalmıştır.
  • Kaynak bölgelerine göre daha uzun bir akış mesafesine sahiptirler.

Türkiye'nin iç kesimlerinde yaygın olan karasallık, fiziksel çözülmeyi artırarak rüzgarın yeryüzünü şekillendiren etkisini artırır. Rüzgar etkisi fazla olan bölgelerin ortak özellikleri şunlardır:

  • Bitki örtüsü cılız veya neredeyse yok denecek kadar azdır.
  • Kayaçlar fiziksel olarak çözülmüş ve ince taneli hale gelmiştir.
  • Yer şekilleri rüzgarın hızını artıracak şekilde basittir.
  • Kuraklık şiddeti yüksektir.

Türkiye'de bu şartlara en uygun bölgeler İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu'da bulunur. İç Anadolu'da özellikle Konya ve Kayseri çevresi, Güneydoğu Anadolu'da ise güneydeki ovalar bu rüzgar şekillendirmesinin etkisi altındadır. Ayrıca rüzgarın etkisiyle delta kenarlarında kumsal oluşumu da gözlemlenir.

Ege ve Güneydoğu Anadolu bölgelerindeki dağlarda buzul şekillerine rastlanmaz. Bunun nedeni, bu dağların yüksekliklerinin IV. jeolojik devirdeki buzul sınır olan 2200 metreden daha düşük olmasıdır.

Obruklar, yer altı sularının çekilmesi sonucu oluşan çökme boşluklarıdır. Özellikle Konya Ovası'nda aşırı yer altı suyu kullanımına bağlı olarak obruk oluşumları meydana gelir. Ancak Konya Ovası Sulama Projesi (KOP) gibi uygulamalarla yer altı suyunun yerine yöredeki ırmaklar kullanılmaya başlandığında obruk oluşumu azalacaktır.

Türkiye'deki akarsuların özellikleri hakkında kısa bilgiler:

  • Debisi ve eğimi yüksek olan akarsular, örneğin Çoruh, Manavgat ve Göksu, rafting gibi spor aktiviteleri için tercih edilir.
  • Türkiye'nin en yüksek sete sahip barajı, Artvin'de bulunan Deriner Barajı'dır ve Çoruh Nehri üzerinde yer alır.
  • Sınırlarımız içindeki en uzun akarsu Kızılırmak'tır ve en büyük havzaya sahiptir.
  • Bartın Çayı, turistik ulaşım için kullanılan bir akarsudur ve yaklaşık 5-6 km boyunca turlar düzenlenir.
  • En fazla bölgede akış gösteren akarsu Sakarya'dır ve İç Anadolu, Ege, Marmara ve Karadeniz bölgelerini etkiler.
  • Susurluk Nehri, Marmara Bölgesi'nde aktığından akış hızı, aşındırma gücü ve hidroelektrik potansiyeli düşüktür.
  • Meriç Nehri, Bulgaristan'daki barajlardaki fazla suların boşaltılması nedeniyle Trakya'da sık sık taşkınlara neden olur.
  • Ergene Nehri, akış hızı çok düşük olduğu için kendi kendini temizlemeyen bir akarsudur.
  • Bakırçay, Gediz, Küçük Menderes ve Büyük Menderes nehirleri Ege'deki graben alanlarında aktığı için menderesler çizerler ve kış aylarında yağışın yağmur şeklinde olması debi ve hızlarını artırır.
  • Aksu, Köprü ve Manavgat nehirleri karstik kaynaklarla beslendiğinden yaz kuraklığından fazla etkilenmezler.
  • Seyhan ve Ceyhan nehirlerinin kaynağı Akdeniz dışındadır, bu nedenle diğer Akdeniz akarsularından farklı özellikler taşırlar.
  • Asi Nehri, kış aylarında debisi arttığı için taşkınlara neden olabilir.
  • Türkiye'nin debisi en yüksek akarsuyu Fırat'tır ve aynı zamanda üzerindeki barajlardan en fazla elektrik üretilen akarsudur.
  • Dicle ve Fırat, Irak'ta birleşerek Şattül Arap adını alırlar.
  • Türkiye'nin en temiz akarsuyu Zap'tır.

Kapalı havza alanlarının oluşmasında etkili olan faktörler:

  • Yer şekillerinin engebeli olması.
  • Dağların uzanışı.
  • Kuraklık şartları.
  • Yağış azlığı.
  • Karstik erime etkisi.

Türkiye'deki akarsuların ilkbahar aylarında su taşıma özelliğinin en yüksek olmasının nedeni, bu akarsuların genellikle yüksek dağlık bölgelerde yer alması ve bu bölgelerde kar erimelerinden beslenmeleridir. İlkbaharda karlar eridikçe sular artar ve bu akarsular daha fazla su taşır.

Türkiye’de kurulan barajların kuruldukları yerlere göre kuruluş nedenleri:

Karadeniz'de kurulan barajlar öncelikle enerji üretimini hedefler. Bölgedeki düşük kentleşme, düşük sanayileşme ve yıl boyu sürekli yağışlar bu barajların içme suyu sağlama, sanayiye su temini veya tarım sulaması amacıyla inşa edilmediğini gösterir.

Büyükşehirlerin çevresinde yer alan büyük barajlar genellikle büyükşehirlerin içme suyu ihtiyacını karşılamak için inşa edilirler. Bu barajlar suyun temizlenmesi ve şehirlerin su ihtiyacının karşılanması için önemlidir.

Doğu Anadolu'da kurulan barajlar özellikle enerji üretimini amaçlarlar. Bölgenin coğrafi yapısı ve akarsuların yüksek debileri, enerji üretimi için uygun bir zemin oluşturur.

Güneydoğu Anadolu'daki barajların başlıca amaçları elektrik üretimi ve tarımsal sulamadır. Bu barajlar, sulama projeleri aracılığıyla tarımın gelişimine katkı sağlar ve elektrik üretimi için kullanılır. Bu nedenle hem tarımsal hem de enerji ihtiyaçlarını karşılarlar.

Yorum Gönder

0 Yorumlar

Close Menu